Ülkücülük|Ülkü|Turan|Ülküm|Turancılık|Türkiye|Ülkücü|Ülkü|Turan|Milliyetçi
  KIZIL Elma Nedir
 
 
 
 
 

 

Kızılelma, Türkler tarafından değişik şekillerde tasvir edilmiş olup bazen bir belde bazen bir taht ya da parıldayan ve dünya hakimiyetini temsil eden som altından yapılma kızıl renkli bir küre olmuştur.

Bu altın top bazen zaferin işareti, bazen hâkimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü olarak ifade edilmiştir. Çok eski bir Türk inanç ve töresi olan Kızılelma, Türkistan'dan Hazar Denizi'nin doğusundan gelen Oğuzların, Hazar kağanının ipek çadırının üzerinde hâkimiyetinin ifadesi olarak bulunan altın topu (Kızılelma'yı) ele geçirmeyi ülkü edinmişler.

Türkler, inandıkları Gök Tanrı'nın dünya hâkimiyetini kendilerine ihsan ettiğine iman etmişlerdi.

 

Bu Bilge Kağan'ın ;

Tanrı irade ettiği için tahta oturdum; dört yandaki milletleri nizama soktum

Yine

Türk Tanrısı, milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan'ı ve anam İl Bilge Hatun'u gökten tutup yükseltmiştir.

sözlerinden anlaşılmaktadır.

Oğuz Kağan'ın Tanrı tarafından ilâhî kudretle techiz edilmesinin yanında yardımcısı ve rehberi de gökten indirilmiş Gök-Börü'nün de (Bozkurt) aynı kaynaktan beslendiğine inanılmaktadır. Oğuz'un seferleri sırasında ona kılavuzluk yapar. Oğuz Kağan Destanı'nda geçen şu mısralar bunu en güzel şekilde izah etmektedir:

Ben sizlere oldum kağan
Alalım yay ile kalkan
Nişan olsun bize buyan
Bozkurt olsun bize uran


Kızılelma, çoğu kez Türk birliği idealinin ismi olmuştur. Bugün de Türk milletinin birleşme ideali, Turan Devleti fikri olarak yaşamaktadır.

Bu gün için Kızıl Elma sözünün anlam değiştirmeye başladığı görülmektedir. Türkçülere göre Kızıl Elma;literatüre girmiş yabancı kaynaklı bütün öğretilerden farklı olarak, İnsanın, Dünya imkanlarını adilce paylaşacağı,açlığın,sefaletin,savaşın ve gözyaşının olmadığı bir yönetim düzenini ifade etmektedir.

 

Kızıl Elma Öğretisi

Kızıl Elma Öğretisi'nin temel ideolojileri, hedef stratejisi bakımından üç ana başlık altında incelenmektedir.

1-Türkiye'deki Türk Varlığı,

2-Dünya'daki Türk Varlığı,

3-Kızıl Elma.

Türkçülük, hedef stratejisinin birinci aşamasıdır. Atatürk ilkeleri çerçevesinde belirlenmiş şu temel politikalar üzerine oturur:

A-Türk Kimliği

B-Tarih Bilinci,

C-Türk Kültür Bilinci(Türk Dili,yazılı-sözlü kültür mirası)

D-Tam bağımsız Türk Devleti.

Türkçü Öğreti

Kızıl Elma Ülküsü'nün birinci aşamasını teşkil eden Türkçü İdeoloji ilk olarak Atatürk tarafından hayata geçirilmiştir.Amaç bütün halkların Türkler tarafından etnik köken,ırk,dil ve din ayrımı yapılmadan kardeşçe ve adilce yönetildiği bir dünya düzeni kurmaktır.

1-Emperyalizmin boyunduruğundan kurtulmuş, Türklerin yönettiği, güçlü, kuvvetli bir Türk Devleti ister.

2-Bu güçlü devlet önce Anadolu'daki Türk varlığına,insanca yaşayacakları bir Ülke yaratır. Eşsiz coğrafyasının verdiği avantajlarla, cennet vatanın bütün olanaklarını, Ulusun gönençini, erkinliğini, egemenliğini sağlamak üzere "seferber" eder.

3-Atatürk bu hedefe varılması için gereken tüm politikaları insanca ve faşist düşünceden uzak durarak üretmiştir.

4-Türkçü Devlet,diğer Türk devletleri ile kültürel,ekonomik,siyasi ilişkilerini ana hedefe yönlenecek şekilde planlar.Genç Türk Devletlerinin kalkınması,güçlü birer devlet olarak Dünya Devletleri arasına katılması için %100 Türk sermayesi,%100 Türk teknolojisi ilkesi ile hareket eder.

5-Yaşadıkları coğrafyalarda söz sahibi,tutarlı,her yönden çağdaş medeniyeti yakalamış Türk Devletleri, Kızıl Elma'nın ikinci safhasına hazır duruma gelmişlerdir.

Coğrafya bütünlüğü sağlandığında, Turan ilan edilecektir. 350 milyon Türk'ün ve bir o kadar da başka uluslardan insanların yaşadığı, üzerinde güneşin batmadığı bir ülke, Turan Ülkesi yaratılmış olacaktır.

Kızıl Elma Ülküsü'nün ereceği son amaç ise;

Türkler tarafından bütün halkların adilce ve kardeşçe yönetildiği bir dünya düzeni yaratmak ve yönetmektir !


 

Site Etiketleri: kızıl elma,elma,kızıl,kızıl elma nedir,kızıl elma neye denir?talya Seferi

          Fatih Sultan Mehmed, "Dünya Hakimiyeti" fikrini benimsemiştir. Bunun için Tuna'nın güneyinde ve Fırat-Toroslar sınırının batısında, Osmanlı Devleti'ne katılmayan hiç bir yer bırakmamak, Karadeniz ve Ege Denizi'ni birer Türk gölü yapmak, Venedik donanmasını geçerek, deniz kuvvetlerini de kara kuvvetleri gibi dünyanın birinci kuvveti haline getirmek ve bu işleri tamamen bitirdikten sonra, İtalya'yı fethetmek istiyordu. Bu projesini bütün dünyada bilmeyen kalmamıştı.

          Fatih Mayıs 1481'de yeni bir sefer hazırlığında iken Gebze'de vefat etti. Fatih'in ölüm haberi Roma'ya ulaşınca, İtalya'da toplar atılıp, günlerce şenlikler yapılmıştır. Papa, bütün Avrupa kiliselerinde üç gün çanlar çaldırıp, şükür ayini yapılmasını emretmiştir. Eğer Fatih bir müddet daha yaşasaydı belki dünya tarihini akışı, bugünkü coğrafyası değişecekti. 

 
 

 

 

 
  Bugün 5 ziyaretçi Türk burdaydı! .
 
 





Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol